10 Ocak 2013 Perşembe

BASKI,SANSÜR,VANDALİZM / Ataol Behramoğlu





Başbakanın bir sanat yapıtını aşağılayarak yıktırmasının üzerinden iki yıl geçti.
Bu bir işaretti.
Ardından, iktidar partisinin bir milletvekili, dünyaca ünlü müzisyenimize en ağır hakaretlerde bulundu.
Başbakandan ve partisinden bu konuda bir özür sözü işitilmediği gibi, sanatçımız hakkında uydurma gerekçelerle dava açıldı.
Geride bıraktığımız 2012’den bu güne sanat alanındaki baskı ve sansürlerin dökümüne göz atıldığında, akla gelebilecek tek sözcük vandalizm oluyor.
Yani, kabalık, bilgisizlik ve bunların sonucundaki kırıp dökücülük, yıkıcılık, güzellik düşmanlığı…
Bu gün ülkemizde, bu siyasal iktidarın yönetiminde, sanata, sanatçıya yaşatılmakta olan tam olarak budur.
20. yüzyıl dünya edebiyatının en büyük klasiklerinden Steinbeck’in artık bir edebiyat efsanesi olmuş “Fareler ve İnsanlar”ı
İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğünce sakıncalı ilan ediliyor.
Bir başka seçkin yazarın çocuk klasiği, “Şeker Portakalı” ve bu kitabı öğrencilerine öneren öğretmen hakkında, bir öğrenci velisinin şikâyet dilekçesi üzerine Başbakanlık İletişim Merkezi adlı kuruluşun(herhalde başbakanın haberi dışında olmaksızın) talimatıyla soruşturma açılıyor.
Aynı başbakanın bir TV dizisi hakkında söylediklerinin üzerinden çok zaman geçmedi.
Ders kitaplarında Kaygusuz Abdal ve Yunus Emre’nin yapıtlarına uygulanan sansür, son günlerde bu alandaki vandalizm örneklerinden birkaç tanesi.
İzmir’de Gogol’ün “Palto”sunu sahneleyen tiyatro sanatçılarının “halkı askerlikten soğutma” gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılmaları dudak uçuklattırıcıdır.
Grup Yorum’un konserlerine yönelik artık neredeyse kanıksanmış yasaklamalara, “Duman” adlı bir rock topluluğunun Isparta’da Süleyman Demirel Üniversitesinde yapılacak olan ve biletleri satılmış
Konserinin son anda yasaklanması ekleniyor.

Tiyatro, sinema, edebiyat ve görsel sanatların tümünü kapsayarak sanatın bütün alanlarına yayılmış olan vandalizmin en çarpıcı örneklerinden biri, geçtiğimiz yılın son ayında Eskişehir’deki bir resim sergisinin açılışından hemen sonra, sanatçının tablolarının çıplaklık temasını işledikleri gerekçesiyle duvardan indirilip, ters çevrilerek yere konulmasıdır…,
Ucube” söyleminden sonra geldiğimiz nokta budur: Tüm uygar dünyaya, sanata, düşünce ve yaratma özgürlüğüne arkamızı dönmek…
AKP iktidarının, burada sadece bir bölümünü sıraladığımız baskı, sansür ve vandalizmini reddediyoruz.
Geçen yıl’ın 29 Şubatındaki çıkış bildirimizde ve 23 Aralık’taki Büyük Buluşma’mızda dile getirdiğimiz gibi, sadece sanat ve kültür alanında değil, her alanda, ülkemizi çağdaşlık dışına sürüklemekte olan baskılara ve yasaklara, vandalizmin her türüne karşı, “reddediyoruz” haykırışımızı sürdüreceğiz.
Sanat ve kültür emekçileri başta olmak üzere, bütün aydınları, çağdaşlık ve uygarlık yandaşlarını, bu siyasal iktidara karşı dayanışmaya, cesur olmaya; vandalizmin yıkıcılığı karşısında kararlılık ve bilinçlilik göstermeye çağırıyoruz.


SANATÇILAR GİRİŞİMİ

10.01.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.